
10 Ekim 2007 Çarşamba
Benim Küçük Sevgilim...

7 Ekim 2007 Pazar
Aşkın Acı Hali

Tam göğsünün ortasında bir yerin acıyacak... evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin... sokağa fırlayacaksın... sokaklar da dar gelecek... tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi... ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü... kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin... birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan... "önemli olan sağlık." "yaşamak güzel." "boş ver, her şey unutulur." sen hiçbirini duymayacaksın... gözyaşlarından etrafı göremez hale geleceksin... ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksin... hep ondan bahsetmek isteyeceksin... "ölüme çare bulundu" ya da "yarın kıyamet kopacakmış" deseler başını kaldırıp "ne dedin?" diye sormayacaksın... yalnız kalmak isteyeceksin... hem de kalabalıkların arasında kaybolmak... ikisi de yetmeyecek... geçmişi düşüneceksin... neredeyse dakika dakika... ama kötüleri atlayarak... onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin... gittiğin yerlere gitmek... bu sana hiç iyi gelmeyecek... ama bile bile yapacaksın... biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksın... aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için direneceksin... hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin... aksini iddia edenlerden nefret edeceksin... herkesi ona benzetip... kimseyi onun yerine koyamayacaksın... hiçbir şey oyalamayacak seni... ilaçlara sığınacaksın... birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan... sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren... bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek... boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin... uyumak zor, uyanmak kolay olacak... sabahı iple çekeceksin... bazen de "hiç güneş doğmasa" diyeceksin... ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler... ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin... belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin... nafile... düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek... rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin... her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark edeceksin... telefonun çalmasını bekleyeceksin... aramayacağını bile bile... her çaldığında yüreğin ağzına gelecek... ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla... yüreğin burkulacak... canın yanacak... bir daha sevmemeye yemin edeceksin... hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden... onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın... defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için kendinden nefret edeceksin... yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin... onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek... ama bir umut... onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu... bu umut seni gitmekten alıkoyacak... gel gitler içinde yaşayacaksın... buna yaşamak denirse... razı mısın bütün bunlara...? hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye...? o halde aşık olabilirsin ...
Seni İstiyorum Şimdi...

4 Ekim 2007 Perşembe
Sensiz Bir Geceydi...

Sessiz bir geceydi ... Ağlıyordum...Korkuyordum ... Gece kötüydü ,,, yaşattığı da, anlatmaya çalıştığı da. Bitmesimiydi doğru olan ? Sen ile ben biz değil miydik ? Sana bizi anlatabilmişmiydim ? ... Hayır , anlatamadım. İnanmadım Tuttum gözyaşlarımı yanında hep. Utandım. Hep güçlü bil istedim beni. ... Seni sevmek kolay mıydı ? Yoksa , beni sevmek mi zor ? Gittin ... Yarım bıraktın Yarsız bıraktın beni Yalnız değill ıssız bıraktın benii ... Hep susmak oldu en iyi yaptığım. Yine susuyorum. Bu defa, benim söylediklerime ağlıyorum. Belki hak etmediklerine ... Belki ,,, belki seviyor olma ihtimaline ... ... Hep .. Hem içimde hem bana en uzak olmak zorunda mısın ? Her defasında bırakmak zorundamısın ısıttığın ellerimi ? Her ayrılıkta ,,, beni hep geri dönüşüne inandırmak zorunda mısın ? Oysa ben ... hep içimde sakladım senii !!! ... Görüyormusun ? Yine düşlüyorum, yine geri dönmeni umud ediyorum. Hep bekliyorum, hep geliyorsunn ... Sonra hayatımı alt üst edip çekip gidiyorsun ... Sen , Yine Yarım bıraktın Yarsız bıraktın beni Yalnız değill ıssız bıraktın benii ... Her defasında doyamadım sana ... Bakamadım dilediğimce ... Şöyle içimdenn sımsıkıı sarılamadımm ... Koklayamadımm , kokunu alamadım yanıma ... Mesafeler değildi seni ve beni engelleyen . Sen ve ben , biz olamamıştık bir türlü gerçekten. Anlatamamıştık bizi ... Yine döneceksin, biliyorum . Hissedebiliyorum . Son hoşçakalın diğerine çok benziyordu sevdiğim kız. Beni seviyorsun ... Seni seviyorum ... Ne olur ,Beni, Yarım bırakma Yarsız bırakma Issız bırakma.....
Gelecek Zaman...
Duyuramayacaksın sesini. Kesilmez çığlıklar atacak,nefes nefese kalacaksın sonunda. Sesini duyan olmayacak. Yorulacaksin!Vazgeçmeyi bile düşüneceksin. Tek başına giderken bırakıp her şeyi,sürüye karışmak gelecek aklına. Bütün bir şehir uykudayken,ilk defa yıldızları tek tek söndürmeden yatmak geçecek aklından.Nadasa bırakacaksın kalbini çağlar boyu. Herkesten önce yatıp,herkesten sonra kalkmaya başlayacaksın. Gayen kalmayacak nefes almak için,biyolojik ihtiyaçlarını karşılamak için sürdüreceksin yaşamını. Aşkın varlığına inanmayan,kalbi buz gibi ve yüreği heyecanla çarpmayan biri olacaksın.Merkezinde kendin olan bir dünyan olacak ve o dünyada senden başka kimse var olmayacak. Kendi başına bir güneş sistemi kuracaksın,güneşin de gezegenin de sen olacaksın. İnsanlar sana yaşarken ölmüş gözüyle bakacaklar.Sen,kendi sonsuz boşluğunda sessiz sedasız yol alacaksın. Kendi yörüngende tek başına dolanacaksın uzun zaman. Birileri uğruna başı sonu belli olmayan gelip gitmelerin son bulacak. Kendi yarattığın o gezegene gelgitler yapan bir uydu bile koymayacaksın,çünkü kimse sana uymayacak,BİLECEKSİN!Oluşumunu tamamladığını sanıp,yanilacaksin!....derken....Yüzlerce yıl suskunluğunu koruyan volkanlar içten içe ısınmaya başlayacak. Depremler boy gösterecek,fırtınalar kopacak,buzul çağın,çağlayanlara yenik düşecek.Kendi içinde varlığından bile haberdar olmadığın kıtalar keşfedecek,Şasiracaksin!Milyonlarca yıldır sağında solunda durmakta olan gezegenler çarpacak gözüne.Sesini duyacaklar. Dinecek yorgunluğun. Vazgeçmeyeceksin. Ezberlediğin tüm acıları,kederleri unutacaksın. Bir anda. Yağmurların neden yağdığını anlayacaksın. Ve anlayacaksın ilkbaharda neden tabiatın tüm canlıları sevişmeye davet ettiğini. Ramak kala bitti sanılan aşklar yeniden canlanacak ve çatlamış dudakların yağmura doyacak....ve uyumak için bir şehrin uyanmasını bekleyecek,yatmadan önce tüm yıldızları tek tek söndüreceksin. Herkes seni uyuyor sanacak.Sen,uyanacaksin!!!
