12 Ocak 2010 Salı
Anlamlandıramadığm Kelimeler...
Ah benim sevdasında bencil,yüreğinde sağlam sevdiğim!
Kalbime gömdüm sözlerimi,ceset torbası oldu yüreğim..
Aklımdan o kadar çok şey geçti ki,takip edemedim.
Ellerim boşlukta,ben darda kaldım,ellerim buz gibi,ben harda kaldım.
Bitti artık hepsi,köşeme çekildim,hani hep kaldığım köşeme,bakış açım belli oldu yine..
Dağlara çarptım her esişimde,yollara küfrettim her gidişinde..
Demiştim sana hatırlarsan;’’önemli olan ‘zamana bırakmak’ değil,’zamanla bırakmamak’tır..’’
Şimdi bana geçen o zamanın unutulmaz sancısı kalır..
Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma,anlattıkça üşüyor yüreğim..
Bugün sardunyalarımda açmadı,belki de küskün renklere..
Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım,sensiz soluyorum anlayacağın.
Duyuyor musun,orda mısın,var mısın,yok musun?Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben..Yanarak,yıkılarak..Aklıma her geldiğinde ağlayarak…
İki kalp arasında en kısa yol;
Birbirine uzanmış ve zaman zaman ancak parmak uçlarıyla değebilen iki kol..
Bir şeyin provası yapılıyor sanki,kuşlar toplanmış göçüyorlar,
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni….
5 Ekim 2009 Pazartesi

Sabah uyandiginda midesinde bir yanma hissetti yanmanin nedeni aksam yedikleri degil uyanir uyanmaz bugün yapacaklarinin aklina gelmesiydi. Bugün 2 yildir götürmeye çalistigi bir birlikteligi bitirecekti aslinda bunda geç bile kalmisti. Bitmeli dedi içinden her gün; bu tatsiz uyanis bitmeli... Içinde bir muhakeme baslamisti, kendi kendine söyleniyordu:
“Ona da haksizlik etmek istemiyorum belki hatali olan benim.... Bulunmaz Hint kumasi degilim ya, görünüs olarak himmm yakisikli çocuk denilecek biri hiç degilim.... Ama yaptim çok çalistim bitmesin diye kendimle mantigimla çok kavga ettim olmadi....” Genç adam bunlari düsünürken surati sekilden sekille giriyordu. Süratle giyinerek disari çikti, bugüne kadar hiç bekletmemisti onu simdide bekletmemeliydi. Istanbul soguk ve yagmurlu bir Nisan ayi yasiyordu.Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi bulutlar bizim yasayacaklarimizi biliyor onlar bile agliyor halimize.
Birkaç saatlik yolculuktan sonra Kadiköy iskelesine geldi her zamanki gibi yine ilk kendisi gelmisti bulusma yerine. Birkaç dakikalik beklemeden sonra karsidan kiz arkadasinin geldigini gördü, simdi midesindeki agri daha da artmisti. Karsilama faslindan sonra Besiktas a gitme karari aldilar, yolculuk sirasinda hiç konusmadilar; genç adam günesin yoklugunda grilesen denize bakiyordu. Genç kiz arkadasinin bu durgunluguna anlam verememisti, öyle ya nereden bilecekti bu gün ayrilik çanlarini çaldigini.
“Üsüdüm” dedi genç kiz, bu yolculuk boyunca edilen tek lafti. Besiktas a geldiklerinde bir cafe de oturdular, genç kiz anlamisti kendisine bir sey söylenmek istendiginin... “Bana bir sey mi söylemek istiyorsun” dedi, genç adamin gözlerine bakarak. Genç adam gözlerini kaçirarak “evet” seklinde basini salladi.
Genç kiz daha da heyecanlanmisti. Biraz da sinirlenerek “söyle öyleyse ne diye bekliyorsun.”
Genç adam içini çektikten sonra “sence biz nereye kadar gidecegiz, daha dogrusu biz iyi bir ikiliyiz”
“Bunlari sorma geregini neden duydun.” dedi genç kiz.
Genç adam söze basladi: “bak canim bundan birkaç ay önce aksam saat 11:00 civariydi sanirim, hatirladin mi?
Genç kiz “evet hatirladim” dedi, ama genç adam genç kizin sözünü bitirmesini beklemeden “o aksam seni düsünüyordum diger aksamlarda oldugu gibi senin için bir siir yazmistim onu o an sana okumak istemistim, sana telefon açtigimda siirimi bile dinlemeden simdi sirasi mi canim ya senin de isin gücün yok mu demistin bana. Biliyor musun o an bir kaç yumruk yedikten sonra kroki durumuna düsen bir boksör gibi olmustum sessiz kalip özür dileyerek telefonu kapatmistim. Daha sonra bu siiri benden hiç istememistin. Ve bunun gibi bir çok defa tartismamiz oldu. Geçenlerde hasta olup yataklara düstügümde arkadaslarimla birlikte sen de gelmis, Meral in bana sen sanslisin Nalan sana bakar sözüne karsilik sinirli bir edayla “aaaa banane isim yok da sana bakacagim, annen baksin demistin bunu da hatirladin mi?”
Genç kiz tekrar “evet” dedikten sonra saskin saskin “evet ama bunlari neden hatirlatiyorsun bilmiyorum. Biliyorsun benim kisiligim böyle, duygusalligi sevmiyorum . Ve hasta bakici gibi göründügümü de kimse söyleyemez.”
Genç adam güldü “Evet canim bak burda haklisin, sen zaten olmak istesen bile bu kalbi tasidigin müddetçe hasta bakici hemsire falan olamazsin.”
Genç adam devam etti “bana simdiye kadar kaç kere sabahin erken saatlerinde güzel sözcüklerden olusan bir mesaj çektin, hiç hatta günün hiçbir saatinde çekmedin. Duygusalligi sevmeyebilirsin ama sen seni seven insanlari mutlu etmeyi de sevmiyorsun, halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanlari mutlu etmeyi seviyorum. Seni tanidigimdan beri her sabah aksam, gece yani seni andigim her saat tatli sözcük mesajim vardi senin için biliyor musun? seninle ben ak ile kara gibiyiz”
Genç kiz anlamisti, “yani ne istiyorsun benden sair olmami mi?”
Genç adam tekrar gülümsedi içinden dün gece verdigin ayrilik kararinin ne kadar dogru oldugunu düsünüyordu.
“Hayir dedi sair olmani istemiyorum zaten olamazsin da; yalniz biz ayrilmaliyiz, ayrilirsak ikimiz içinde en hayirlisi bu olacak.”
Genç kiz sasirmisti, “Neden ama ben seni seviyorum, senin de beni sevdigini saniyordum.”
Genç adam iç çekerek “hayir canim sen esas beni sevdigini saniyorsun, eger beni sevseydin simdi burda baska seyler konusuyor olurduk.”
Genç kizin gözleri yasarmisti, Genç adam cebinden çikardigi mendili uzatti, genç kiz göz yaslarini silerek kesik bir sesle “Sen bilirsin, umarim beni baska biri için birakmiyorsundur.”
Genç adam “Nasil böyle bir seyi düsünürsün, senden baska olmadi ve uzun sürede olacagini sanmiyorum.” Genç adam ve genç kiz iki sevgili olarak oturduklari masada artik iki yabanci gibi duruyorlardi. Istanbul yagmurlarla yikanirken yagmura iki sevgilinin umutlari da karisiyordu.
Birkaç dakika sesiz oturduktan sonra genç kiz “kalkalim istersen” dedi.
Genç adam ben biraz daha burda kalmak istiyorum, istersen sen kalkabilirsin. Genç kiz “tamam o zaman sana mutluluklar dilerim” diyerek elini uzatti. Genç kizin sesi ve eli titriyordu genç adam “arkadas olarak beraberiz ama sen istersen tabi” dedi. Genç kiz evet” anlaminda basini salladi ayrilirken son kez sarildilar birbirlerine.
Genç kiz uzaklasirken genç adam masada dondu kaldi vakit ögleni bulurken yagan yagmur yerini günese birakmisti, ama genç adam titriyordu onu titreten açan günese ragmen esen rüzgar miydi, yoksa kalbindeki ayrilik acisi miydi. Saatlerce dolasti devamli kendini sorguluyordu hatayi bastan yaptim diyordu, ama yasadigi güzel günlerde olmustu.”allahim” dedi “allahim güç ver bana”.
Dostlarini düsündü onlarin dediklerini düsündü. Arkadaslari sizler birbirine zit insanlarsiniz yol yakinken dönün bu yoldan dememis miydiler. Tabi ya dogru olani yapmisti. Saatler geçtiginde artik günes yerini yildizlara birakmisti, eve döndügünde yürümekten bitap duruma düsmüstü. Kendisini karsilayan annesine hiçbir sey söylemeden kendi odasina gitti. Gece bir türlü bitmek bilmiyordu anilarin agirligi altinda eziliyordu genç adam, ama sabah erken kalkip ajansa gidecekti, bunun için uyumasi gerekiyordu.
Birkaç saat sonra genç adam uykuya dalmayi basarmisti ve sabah 7 de saatin zirlamasiyla uyandi genç adam. Evden çikacagi zaman cep telefonuna bakti, mesaj ve 10 tane cevapsiz arama vardi. Genç adam yorgun oldugu için duymamisti telefonunun sesini. Cevapsiz arama ve mesaj canimcim dan gelmisti canimcim onun Nalana taktigi isimdi, heyacanla mesaji açti mesajda sunlar yaziyordu.......
“Sadece onlari sevmeyi sevdim Hepsini onlarsiz yasadim da Bir seni sensiz yasayamiyorum Bu aski tek kalpte tasiyamiyorum Sana yemin güzel gözlüm bir tek seni sevdim Ve seni severek ölecegim, ELVEDA BIRTANEM.......”
evet, genç adam sasirmisti, mesajin gelis saatine bakti sabahin besini gösteriyordu güldü kahkahalar atarak güldü onu tanidigi ve arkadas oldugu günden beri ilk defa bir siir aliyordu ve ilk defa bu saatte araniyordu....
Heyecanla hizli arama yapti, çalan telefonu yabanci bir ses açti.
Genç adam “Nalan ile görüsebilirmiyim” dedi. Fakat karsidaki agliyordu, hiçkira hiçkira agliyordu; “Ben onun annesiyim yavrum, canim kizim bu sabah intihar etti. Gece odasinda birilerini arayip durdu, sabah odasinin isigini sönmemis görünce merak ederek odasina girdim, ama yavrum kendini asmisti.”
Genç adam beyninden vurulmusa döndü. Bir gün önceki mide agrisinin iki katini çekiyordu simdi. Oldugu yere yigilip kaldi.............
Birkaç ay sonra...
Iki doktor konusur. Doktorlardan biri digerine karsidaki hastanin durumunu soruyor ....
- haaa o mu, üç ay önce getirdiler elindeki cep telefonunu hiç birakmiyor, kendisi yüzünden bir genç kiz intihar etmis, o günden sonra o cep telefonu her zaman elinde devamli bir seyler yazip birine yolluyor. Geçenlerde merak ettim o uyurken gönderdigi numarayi aradim hayret ki numara 3 ay önce iptal edilmis, ve gelen mesajlarda bir siir:
“Sadece onlari sevmeyi sevdim Hepsini onlarsiz yasadim da Bir seni sensiz yasayamiyorum Bu aski tek kalpte tasiyamiyorum Sana yemin güzel gözlüm Sana yemin güzel gözlüm bir tek seni sevdim Ve seni severek ölecegim, ELVEDA BIRTANEM.......”
1 Ekim 2009 Perşembe
Şimdi sana bunları anlatabilmekte vardı...

Bir tek ben fazlaydım senin yanında,
Bir tek, beni canın gibi sevemedin,
Tüm kalbimi açmış olmama rağmen
Hep bir yerlerde bekleme de bıraktın.
Ve hiç anlamak istemedin
Anlar gibiyi oynamayı seçtin hep.
Bilmediğin ya da anlamak istemediğin tek şey vardı,
Şimdi sana bunları anlatabilmek de vardı ama zor çok zor oysaki biraz görebilseydin, biraz farkına varabilseydin bunun için neler vermezdin…
Belki bir tek ben fazla olmazdım yanında.
Derin, derin bakmak, uzun uzun ve soluksuz.
Ben hep böyle baktım ama sen o hep benim baktığımdan uzaktaydın.
Anlamlar yüklemeyi bıraktım ben artık.
Cümleler kirli ve çaresiz çünkü.
Söylediklerim, senli benli olunca ulaşılmaz çünkü.
Ve o kadar eminim ki gene anlayamayacağını, o kadar net ki düşüncelerim…
Beni yanıltman o kadar küçük bir ihtimal ki…
Sıyrılıp gitmek istiyorum sensiz cümlelerde
Virgülsüz, noktasız ve ünlemsiz kalmak...
Kıtaları kafiyesiz yaşamak…
Ve yaşamdan bazı anları çıkarmayı istiyorum şimdi…
Hani bir şarkının çaldığı ve seni alıp başka yerlere götürdüğü saniyeler.
En çok yaralayan şarkılar ve şarkılarda geçen gizli saklı sözcükleri.
Kusursuz oyunlar içindeki var oluşları.
Özlediğini bile bile özlemedim demeyi.
Nasıl sevdiğimi ve de nasıl sevilmediğimi.
Sevgi, karşılıklı olunca anlam kazanır derler ya hep, benim için en acısı karşılık beklemeden sevmek oysaki.
Engel olmak ya da olamamak
Kararsız kalmak ya da kararlıyı oynamak…
Hiçbir çaba gidenleri asla geri getiremeyecek olduğu gibi.
Ve bitmeyen tek şey şimdi zamandan artakalanlar olması sebebiyle, geri dön diyemeyecek kadar kötü durumda sıkıştığım için.
Özlemlerimi kısıtlıyorum artık, seni sorduklarında yok diyorum,
Israr ettiklerinde topladım eşyalarımı gidiyorum ben diyorum.
Sen…
Sense beni özlediğinde benimle konuşmaya bak.
Olmasam da, konuş benle,
Belki o zaman sende, sıyrılıp gitmek istersin cümlelerin arasından çok uzaklara...
Ve bulduğun yeni cümlelerde yeni hayatlar kurmak adına,
Bize dair olanları hiçe saymayı seçersin.
Öyleyse, sevgilim sana Güle güle...
Gerçek Aşk...
dönüşen beraberliklerini zedelememek için hiçbir zaman birbirlerini
görmemeğe, fiziki özelliklerinden bahsetmemeye karar
verirler.ısimlerin, şekillerin olmadığı sadece ruhların derinliklerinden
gelen en samimi duyguların dile getirildiği zaman ve mekan
unsurlarından soyutlanmış bir birliktelik içinde sürer dostlukları.ve bir
gün bakarlar ki birbirlerini tamamlayan iki varlık olmuşlar.
yazışmadıkları gün hatta saat olmamaya başlamışlar. adeta nefes alış
gibi doğal bir bütünleşme, isim takamadıkları
bir aşk gelişmiş
içlerinde.
Tüm beşeri sıfatlardan sıyrılmış, bambaşka bir halmiş bu.aradan
geçen zaman zarfında, artık kesinlikle birbirlerinden asla
kopamayacaklarına inandıkları gün; tanışmaya ve evlenmeye karar
vermişler.ve ikisinin de çok iyi bildikleri bir
kentin çok iyi tanıdıkları
bir sahilinde buluşmak üzere anlaşmışlar.hanımın elinde kırmızı güller
ve dudaklarında sevgi dolu bir gülümseme olacakmış. erkek ise
hiçbir alamet taşımayacakmış.nihayet beklenen gün gelmiş. genç
erkek sözleştikleri yere yaklaştıkça kalbi duracak gibi oluyormuş. ışler
biraz değişmeye başlamış kalbinde. ya çok çirkin bir kadınsa
sevdiceği, ya kör, topal ya da………… biraz
hata yaptığını
düşünür gibi olmuş ama çabuk savmış bu kendine ve aşkına
yakışmayan düşünceleri zihninden.karşıda elinde bir gül tutan ve
sağa ,sola bakınan hanımı görmüş. ıçi hop etmiş fakat dudaklarında
beliren düş kırıklığını biraz olsun giderebilmek için bir, iki derin nefes
almış ve son derece kararlı adımlarla hanımın yanına yaklaşmış.
Annesi yaşında hatta daha da yaşlı, saçları pamuk gibi bembeyaz,
yüzü yaşadığı yılların derin izleri ile buruşmuş fakat dudaklarında
güzel bir o kadar da şaşkın bir tebessümle kendine doğru yaklaşan
genç erkeğe bakıyormuş. gözleri bin bir soru ile kıpırdıyor, yorgun
gözkapakları arada bir feri kaçmış gözbebeklerini uzaklara
yönlendiriyor ama yaşlı kadın gözlerini genç erkeğin bakışlarına
kilitlemeye çalışıyormuş.zihninde çeşit
çeşit zıt fikirlerin koşuştuğu
genç adam bir, iki yutkundu ve gücünün son raddesindeki bir
hıçkırıkla,'merhaba aşkım. nasılsın.' dedi.kadere teslim olmuştu. söz
vermişti. biliyordu her şey olabilirdi. bir an gözlerini kapadı ve
yazışmalarını hatırlamaya çalıştı. onca duygu dolu kelimeler, sevda
yüklü vaatler, parlak gelecekler nasıl olmuştu da bu yaşı geçmiş
hatunun kaleminden dökülebilmişti. bir türlü inanamıyordu fakat
gerçek gün gibi ortadaydı.yaşlı kadının elinde tuttuğu kırmızı güller
aldı ve tarif edilemeyen bir duyguyla onları öptü. sonra elini uzattı
ve,'hadi kalkmana yardım edeyim aşkım.
buradan uzaklaşalım. '
dedi.olanları anlamsız gözlerle seyreden yaşlı kadın dudaklarını
araladı ve,'ey oğul, ben yıllardır bu kelimeyi unutmuş anan belki
ninen yaşta bir kadınım. neler oluyor anlayamadım ama o gülleri
elimden niye aldın. onları bana şu ilerde oturan genç kız verdi. birini
bekliyormuş, burada buluşacaklarmış. gelirse benim tarafımdan bu
gülleri ona verir misin demişti. ben de o genci bekliyordum. yoksa o
sen misin?'genç adam bir an soluksuz kaldı, boğazında düğümlenen
hıçkırık ve karmakarışık duygularla yaşlı kadının işaret ettiği yöne
baktı. bir çift sevgi ve minnettarlıkla parlayan yeşil göz kendisine
gülümsüyordu. telaşla yaşlı kadının ellerini öptü ve gülleri ona tekrar
vererek işaret edilen tarafa koşmaya başladı.
seni doğru tanımışım Aşkım...!!!!

Genç kız da ayağa kalkmış onu bekliyordu.'seni izledim. şayet gülleri
almayıp geri dönseydin sessizce buradan uzaklaşacaktım.
23 Eylül 2009 Çarşamba
Sevgili hiçbişeyim...
sevgili hiçbişeyim,
sen beni domuz sanmaya devam et, ben içimi buraya döküyorum. kimse görmesin, senin zaten hiçbişeyden haberin yok. benim en azından uzaklarda benim için gizli gizli ağlayan bi arkadaşım var, senin kimsen yok. seni çok seviyorum, senin sanırım bi kalbin yok.
umrunda değilim ama hep etrafındayım. beni sevmiyorsun ama ben bi türlü anlamıyorum. arkadaşım değilsin, sevgilim olamıyorsun, hiçbişeyimsin.
hiçbişeyleri biraraya getirip hikayeler yazıp durdum, üç yıl oldu. ben yaptım, sen bozdun. kendi kendime sevindim, kendime acıdım, ağlıyorum, üç yıl oldu. öldüm, geri döndüm, ruhun duymadı. evi temizledim, film aldım bugün, ben aslında iyi biri bile değilim. temiz evimde asla seyretmeyeceğim filmlerle oturuyorum bu gece.
anladım beni affetmeyeceksin. anladım, yapamıyosun. o kadar uzaksın ki bana, sarhoşluğunu ayıklığından ayıramıyorum ve yutuyorum her seferinde. benim için zamanın yok, benim için yerin yok. ben de senin hiçbişeyinim.
kendin için falan yaşaman mümkün değil senin. kendi kendine asla izin vermiyosun. ben silik bi hayaletim, sen kendinle anlaşamadın. ben ikinizden biriyle mutlu olabilirdim, senle ya da kendinle. sen ya da kendin, ne zaman mutlu olacaksınız? lütfen, başka kızları dene, benim ruhum duymaz, sen mutlu olmayı dene. seni bırakıp gitmemiş biriyle. ben bi enkazım, bi tren kazasıyım, seni görünce dizlerim titriyor.
tek istediğim kafamı göğsüne yaslayıp nefesini dinlemekti.
artık gitmek istiyorum. o uçağa binerken son dakikada bile hala senden mesaj var mı diye telefonuma bakıyor olacağım ama artık yeter. aklımı kaybettim ben. artık gitmek istiyorum. seni çok seviyorum ama bu beni tıktığın araf cehenneme döndü. bırak daha derine yürüyeyim. kendimden nefret ediyorum, gitmek istiyorum.
seni çok seviyorum.
5 Nisan 2009 Pazar

Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.
Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.
Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek...
Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.
Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana... Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek... Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.
Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak... Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.
Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.
Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin?
Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi... Isırmazdım dilimin ucunu... Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.
Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda... Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım.
Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize... Ve her kulaçta haykırırdım seni..
Ama sen hiç benimle olmadın ki...
YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN...
10 Ekim 2007 Çarşamba
Benim Küçük Sevgilim...

